Association Maison Populaire de Genève

Accueil du site > Prisonniers Politiques > Cette année la Maison du peuple de Genève consacre la journée internationale (...)

Cette année la Maison du peuple de Genève consacre la journée internationale des femmes aux prisonnières politiques en Turquie et dans le monde ..

Prisonnier politique incarcérés à Gebze (İzmit) Victimes d’une maladie cardiaque

dimanche 1er mars 2009, par Maison Populaire de Genève


AUX DEPUTES-ES DU PARLEMENT EUROPEEN,

AUX ORGANISATION INTERNATIONALE,

AUX DEFENSEURS DES DROITS DE L’HOMME

AUX MEDIAS ET A LA PRESSE

Les prisons turques transformées en tombeau

Genève le, 1 Février 2009

Madame, Monsieur,

La Maison du peuple de Genève a été récemment informée sur la situation alarmante dans les prisons turques.

En effet, outre la répression, les mauvais traitements et les pressions psychologiques exercés sur les détenus par les autorités pénitenciers, les prisonniers malades sont empêchés d’être consultés et/ou soignés jusqu’à ce que leur maladie devienne irréversible, comme c’est le cas en particulier dans des prisons de haute sécurité.

Selon le rapport 2008 de l’Association des droits de l’homme de Turquie (IHD) portant sur les violations des droits humains dans les prisons turques, établi sur la base de 3519 plaintes reçues par 29 sections de l’association et couvrant la période entre les 1er janvier et 31 décembre 2008, 37 prisonniers ont perdues leurs vies et 462 autres sont privés de soins alors qu’ils sont gravement atteints dans leur santé.

En effet, s’est ajouté à la longue liste des victimes, le décès de Beşir ÖZER, survenu le 28 février 2009 dans la prison de type D de Diyarbakir, dû à l’insuffisance rénale et l’hypertension.

Mme Sibel KURT (24 ans), détenue à la prison de type M de Gebze, risque également la mort. En effet, arrêtée pour ses activités politiques en octobre 2007, Mme KURT était sous traitement pour une maladie cardiaque bien avancée dont une des valvules de son coeur avait été remplacée. Elle devait être opérée pour le remplacement de deuxième valvule alors qu’elle a été arrêtée. Sa mère craint que sa fille subisse le même sort que son mari, Şemsettin KURT, également arrêté par la police turque en 2003 pour ses activités politiques, puis incarcéré. Bénéficiant d’une libération conditionnelle en raison de son état de santé le 14 février 20005, le père de Mme KURT était décédé trois mois après sa libération.

La politique des autorités turques est bien connue envers les prisonniers politiques. Ces derniers sont considérés comme des ennemis et traités comme tels. Leur isolement, dans tous les sens du terme, et leur non traitement en cas de maladie obéissent à cette politique. Bien que la peine de mort soit abolie officiellement, les autorités turques ont recours à deux méthodes pour se débarrasser de certains de leurs opposants : les exécutions sommaires et l’élimination à petit feu des prisonniers (torture, mauvais traitements, obstacles pour les soins des prisonniers malades, isolement, etc.).

Selon le rapport précité, voici quelques noms parmi les prisonniers politiques succombés suite aux maladies non traitées : MM Hasan Eroğlu, Ali Çekin, Abdullah Ekinci, Duran Doğan, Engin Ceber, Ahmet Laçin, Serkan Çedik, Umut Bayram, Fatih Kolbasar, Abdülaziz Ekinci...

Une action en faveur de Mme Sibel KURT et d’autres prisonniers malades est plus qu’urgente pour sauver leur vie avant qu’il soit trop tard.

C’est pourquoi, nous vous appelons à adresser des lettres de protestations aux autorités turques pour qu’elles cessent leurs politiques inhumaines à l’égard des prisonniers politiques et fassent le nécessaire pour le traitement des détenus malades en général et de Mme Sibel KURT en particulier.

Nous vous demandons surtout d’intervenir auprès des autorités compétentes de Turquie afin d’obtenir leur libération. En vous remerciant de l’attention vous accorderez à la présente, nous vous prions de recevoir, Madame, Monsieur, nos salutations distinguées.

Actions : Nous vous prions de bien vouloir écrire aux instances onusiennes et aux autorités Turque

Addresses :

Addresses :

· President of Turkey, Mr. Abdullah Gül, Cumhurbaskanligi

06100 Ankara, Turkey ; Fax : +90 312 468 5026 ;

Email : cumhurbaskanligi@tccb.gov.tr

· Prime Minister, Mr. Recep Tayyip Erdogan, Office of the

Prime Minister Basbakanlik 06573 Ankara, Turkey,

Fax : + 90 312 417 0476 ;

receptayyip.erdogan@basbakanlik.gov.tr

· Deputy Prime Minister and State Minister for Humman

Rights, Mr. Cemil Çiçek Fax : 00 90 312 417 42 06

· Interior Minister, Mr. Beşir Atalay, Ministry of Interior,

Içisleri Bakanligi, 06644 Ankara, Turkey ;

Fax : + 90 312 418 17 95 / +90 312 418 7696,

besir.atalay@icisleri.gov.tr

· Justice Minister, Mr. Mehmet Ali Şahin, Ministry of

Justice/ Adalet Bakanligi, 06659 Ankara, Turkey ;

Fax : + 90 312 414 62 26

· Foreign Minister and State Minister for Human Rights,

Mr. Ali Babacan, Office of the Prime Minister, Basbakanlik, 06573 Ankara, Turkey ;

Fax : +90 312 287 88 11

· Ambassador, Mr. Ahmet Üzümcü, Permanent Mission of

Turkey to the United Nations in Geneva, Ch. du Petit-Saconnex 28b - CP

271, CH-1211, Geneva 19, Switzerland,

E-mail : mission.turkey@ties.itu.int,

Fax : +41 22 734 08 59

· Diplomatic Mission of Turkey to the European Union in

Brussels, avenue Louis Lepoutre, 99, 1050 Bruxelles, Belgium,

Fax : + 32 2 340 98 79.

· United Nations High Commissionner for Human Rights :

urgent-action@ohchr.org

Demir SÖNMEZ


KAMUOYUNA AÇIK MEKTUP !

Cezaevlerinde Yargısız İnfazlar, İşkenceler ve İnsanlık dışı uygulamalar

sistematik olarak devam ediyor....

Cenevre , 2 Şubat 2009

Türkiye cezaevlerinde insanlık dışı uygulamalar, işkenceler, ve kötü koşullar sistematik olarak devam ediyor.

Türkiye İnsan hakları Vakfı ve Türkiye İnsan hakları Dernegi gibi kurumları yayınladıkları raporlarda cezaevlerinin ölüm evlerine , tabutluklara dönüştüğünü göstermektedir.

2008 raporlarına göre cezaevlerinde 3519 hak ihlal başvurusu yapıldığı, 38 kişinin yaşamını yitirdiğini ve 462 tutuklunun ciddi sağlık sorunları yaşadığı ve tedavilerinin yapılmaması durumunda sürekli ölümlerin yaşacağını bildirmektedir.

En son ölüm haberi, Diyarbakır cezaevinde geldi. Böbrek yetmezliği ve hipertansiyon rahatsızlığı olan Beşir Özer isimli tutuklu yaşamını yitirdi . Ciddi sağlık sorunları olan Beşir Özer 2005 yılında beyin kanaması, 2 ay önce mide kanaması geçirmiş, bütün bu ciddi sağlık sorunlarına rağmen 6 yıl 3 ay hapse mahkum edilen ve tedavisi ciddi bir biçimde yapılmayan ve engellenen Beşir ÖZER devlet tarafından YARGISIZ İNFAZ EDİLMİŞTİR.

TC devleti, siyası tutukluların iradelerini kırmak, onları teslim almak ve kişisizleştirmek için inşaa ettiği yüksek güvenlikli D,F,L M vs tiplerdeki hapishanelerini şimdi tabutluklara çevirmektedir. TC devleti hasta tutsakların tedavilerini yapmayarak veya engelleyerek onları ölüme mahkum ediyor.

Son örnek Gebze cezaevinden, Kasım 2007 yılında polis tarafından gözaltına alınan ve daha sonrada tutuklanarak Gebze cezaevine konulan siyasi tutuklu Sibel KURT ciddi sağlık sorunları ve kalp hastası olmasına ragmen ne tedavisi yapılıyor ne de tahliyesine izin veriliyor. Sibel KURT da tıp ki babası Şemsettin KURT gibi ölüme terk ediliyor. 2003 yılında tutuklanan Şemsettin KURT, cezaevinde kansere yakalanmış ve tedavisine izin verilmemiş ve durumunun ağırlşaması üzerine 14 Şubat 2005 tahliye edildikten üç ay sonra yaşamını yitirmiştir. TC devletinin bu tahliye oyunu kamuoyunda gelecek tepkileri önlemekten başka birşey ifade etmemektedir. Önce babasını katleden devlet şimdi de kızını katletmek için tedavisini bilinçli olarak yapmamakta ve engellemektedir. Sibel KURT un yaşamından ve sağlığından TC devleti sorumludur.

Sözde kendini hukuk devleti kabul eden TC, sözkonusu cezaevlerindeki çetelerin, katillerin, işbirlikçilerin, mafiaların ve yandaşlarının saglık sorunları sözkonusu olunca ya hemen tahliye ediliyorlar ya da özel tıp merkezlerinde ağırlanıyorlar. TC adalet ve hukuk sistemi kendisinden yana olanlara adalet ( ! ) muhaliflere yargısız infaz uygulamaktadır.

10 yıldır İmralı adasında insanlık tarihinin tanık olduğu en ağır teçrit koşullarında,fiziki, pskilojik işkencelere maruz kalan Kürt halk hareketinin Önderi Abdullah ÖCALANA tutukluluk koşulları,TC cezaevleri sisteminin en yogunlaşmış biçimi ifade etmektedir.

12 Eylül faşist darbesinin lideri Kenan Evren "Asmayalım da Besleyelim mi ?" diyordu, işte onun günümüzdeki infaz biçimi !

İşte ölüme gün sayan tutuklular ;

Kırıklar 2 Nolu F tipi cezaevinde tutuklu bulunan kan kanseri hastası A.Samet Çelik, Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan Aygül Kapçak, Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan İsmet Ayaz, Elazığ E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan 85 yaşındaki Yusuf Kaplan,Sincan F Tipi Cezaevi’ndeki Erol Zavar, 7 yıldır mesane kanseri tedavisi görüyor. Zavar, bu güne kadar 30’a yakın ameliyat geçirdi. Buna rağmen tutukluğu devam ediyor,Bolu F Tipi Cezaevi’ndeki Murat Türk, Şirin Bozaçali, Deniz Güzel, Cesim Kahraman, Ahmet Karaman, Ali Baba Arı ileri derecede Hepatit B hastası,Sincan F Tipi Cezaevi’ndeki Mesut Deniz, ileri derecede şizofren. F tipinde tutulmaması gerektiği yönünde doktor raporu bulunmasına rağmen tek kişilik hücrede kalıyor, Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Aynur Epli, kanser hastası,Gebze M Tipi Cezaevinde bulunan 62 yaşındaki Nure Sincar ....

Tüm duyarlı kamuoyunu, insan hakları savunucularını, uluslararası kurum ve kuruluşları Sibel KURT şahsında siyasi tutsakları sahiplenmeye, onlarla dayanışmayı büyütmeye , onlara sahip çıkmaya ve TC devletinin cezaevlerindeki yeni yargısız infazlarına karşı tavır almaya , tepkilerini göstermeye davet ediyoruz.

CENEVRE HALKEVİ

Demir SÖNMEZ


Suivre la vie du site RSS 2.0 | contact | liens | plan du site | espace privé | SPIP